Bizimle İletişime Geçin
Değirmen Ağız ve Diş Sağlığı, diş beyazlatma işlemlerinden, ortodontik tedavilere, dental implant operasyonlarından, dental lazer uygulamaları ve Çene Cerrahisi ameliyatlarına uzanan geniş çözümleri ile modern diş hekimliğinin tüm imkanlarını size sunmaya hazır.
Telefon Numaramız
yada
0505 043 43 10
Sıkça Sorulan Sorular
Hastalarımızın en çok merak ettiği soruları sizin için derledik.
Dişlerin beyazlaması, yüzeylerine uygulanan beyazlatıcı jelin dişin derin tabakalarına nüfus edip ağartıcı etkisini göstermesiyle mümkün olmaktadır. Her bireyin diş yapısı ve kalınlığı farklı olduğu için beyazlatmaya verdiği cevap farklıdır. Bazı dişlerin iki seansta rengi açılmaya başlarken bazı dişler 6 seansta tedaviye yanıt verir. Bu nedenle diş beyazlatma ister evde ister klinikte uygulansın mutlaka diş hekiminin uygun gördüğü süre ve seansta yapılmalıdır. Çünkü hastaya uygun olmayan seans süreleri ve sıklıkları dişlere zarar verebilmektedir.
Her bireyin ağız hijyen alışkanlığı farklı olduğu için diş taşı oluşumu süresi de farklı olmaktadır. Diş taşlarının diş yüzeylerinde birikmesi esas olarak fırçalama ve diş ipi kullanma düzeniyle bağlantılıdır. Ancak tükürükteki kalsiyum ve diğer inorganik iyonların yüksek konsantrasyonu, sigara kullanımı, tek taraflı çiğneme gibi kolaylaştırıcı etkenler de birikim sürecini kısaltmaktadır. Bu nedenle altı aylık diş kontrolleri sırasında eğer diş hekimi uygun görürse diş taşı temizliği yapılması doğru olur. Bu noktada önemli olan hastaların diş taşı temizliğini sürekli uygulanması gereken bir tedavi olarak görmesi yerine kişisel ağız bakımı rutinleriyle bu gerekliliği en aza indirmeleridir.
Günümüzde piyasada bulunan diş macunlarının çoğu ideal oranlarda florür içermektedir. Diş macunları konusunda dikkat edilmesi gereken nokta fazla aşındırıcı parçacık içermemesidir. Sigara içenlere özel veya beyazlatıcı özellikleriyle öne çıkan bazı diş macunları diş minesini çizerek zarar verebilmektedir. Bu nedenle bu tip macunların diş hekimi kontrolünde kullanılması daha uygundur.
· Ağız kokusu %90 oranında ağız içi nedenlerden kaynaklanır.
· Günde 2 kez dişlerinizin tüm yüzeyini florürlü bir diş macunuyla fırçalayınız.
· Günde 1 kez diş ipiyle tüm dişlerinizin ara yüzlerini temizleyiniz.
· Eğer mümkünse günde bir kez dilinizi de fırçalayabilirsiniz.
· Alkol içermeyen ağız gargaraları kullanabilirsiniz.
· Diş eti hastalığınız varsa tedavi ettiriniz.
· Diş çürüğünüz varsa tedavi ettiriniz.
· Eğer ağzınızda yarısı sürmüş ancak yarısı hala dişetinin altında kalan 20 yaş dişiniz varsa bunlar da ağız kokusuna neden olabilmektedir.
· Ağızda eskimiş, uygun olmayan dolgu ve kaplamalar da ağız kokusuna neden olabilmektedir.
· Son olarak ağız kokusunun her zaman diş kaynaklı olmayabileceğini bilmek gerekir. Eğer ağız ve dişlerinize yapılan müdahalelerden sonra hala ağız kokusundan şikayetçi iseniz, diğer sebepler araştırılmalıdır. Kronik üst solunum yolu enfeksiyonları, sindirim sistemi hastalıkları, diyabet ve diğer bazı hastalıklar da ağız kokusu yapabilmektedir.
Diş implantları ağızda kaybedilmiş dişlerin yerini doldurmak için çene kemiklerine yerleştirilen, diş kökü formundaki titanyumdan üretilen yapay malzemlerdir. Çene kemiğinin yeterli olduğu durumlarda kısa bir operasyonla uygulanan diş implantlarının kemikle kaynaşması için genellikle 2-3 ay beklenmektedir. Çene kemiklerinin yetersiz olduğu durumlarda kemik tozu uygulamaları, sinüs kaldırma operasyonları implant cerrahisini mümkün kılmaktadır. Halk arasında yaygın olarak bahsedilen ‘vücudun implantı kabul etmemesi’ gibi durumlar uzman hekimlerin çalıştığı kliniklerde pek mümkün olmamakla birlikte, implant kayıpları sıklıkla bu tedaviyle ilgili yeterli tecrübesi olmayan diş hekimlerinin yaptığı yanlış tedavi planlama ve uygulamaları sonucu meydana gelmektedir. Bu da ne yazık ki implant gibi başarı oranı oldukça yüksek ve hastaların hayat konforunu oldukça arttıran bir tedaviye hastaların kuşkuyla bakmasına neden olmaktadır.